| Kusursuz Hata |

30/12/2008 - İsrail'i nefretle kınıyorum!

Kategori: Karalamalar
Savaşla bir şeyleri çözümleyebileceklerini düşünen beyinlere başka hiçbir şey söyleyemiyorum.

Dünya bu katliamı, soy kırımı izlemekle yetinsede ben milletçe bir şeyler yapabileceğimizi düşünüyorum. Müslüman olmaları bir yana orada katledilen canlar için bir şeyler yapabiliriz. 
En azından tepkimizi belirterek. Kimin tarafında olduğumuzu bildirerek.

Savaşın ne kadar insanlık dışı bir olay olduğunu birinin o nazi özentilerine öğretmesi gerek.
Hemde acilen...

Böyle bir ortamda düşene yardım etmek bırakın iyiliği insaniyet göstergesi değil midir?
Bunu yapmak ekstra bir özellik değil bir ödevdir.

Tüm gün boyunca bu konu hakkında ne yapabileceğimizi düşündük.
Ne yapabilirdik?
Şu an siz bu satırları okurken Dünya'nın bir ucunda çocuklar can veriyorken biz ne yapabilirdik?

Öncelikle tüketilen kimi Yahudi markası ürünlerin kullanımını durdurabilirdik ülkemizde.
Alan bizdik, seve seve satan onlardı...
Oradan kazandıkları paralarla orada insanları katledenlerde onlardı.
Nedir bu markalar?

Ariel

Hugo Boss                                      

Calvin Klein

Coca Cola

CNN

Danone

Clinique

Disney

Fanta

Garnier

Giorgio Armani

Tschibo

L´oreal

Marks & Spencer

Maybelline

Maggi

Nestle

Nokia

Sprite

Vichy

Tommy Hilfiger

Kit Kat

Vittel

Victoria´s Secret

Johnson+Johnson

Champion

IBM

20th century Fox

McDonald´s

Timberland




Kimse Yok Mu'dan Filistin'e yardım
Kimse Yok Mu Derneği, hayırsever vatandaşların Filistin'e yardım eli uzatması için bir kampanya başlattı. Acı çeken Filistinliler için Türk halkının yardımını isteyen Kimse Yok Mu yetkilileri, savaş mağduru insanların yaralarının sarılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Daha önce Darfur, Lübnan, Pakistan, Endonezya gibi çok farklı noktadaki mağdur insanların yardımına koşan Kimse Yok Mu Derneği bir kez daha harekete geçiyor. "Kardeş ülke Filistin bombalar altında" diyerek yeni bir yardım kampanyası başlatan dernek, vatandaşların desteğini bekliyor.

Bir SMS bile atarak katılımın mümkün olduğu yardım kampanyası hakkında bilgi veren Kimse Yok Mu Derneği Başkanı Mehmet Özkara, yaşanılanlara kayıtsız kalınmaması gerektiğine değindi. Orada bir insanlık dramı yaşandığını, masum insanların, kadınların, çocukların feryatlarının yükseldiğini anlatan Özkara, "Acılı tablolar bütün insanların yüreğini parçalıyor. Biz de Türk halkı olarak Kimse Yok Mu Derneği olarak o tabloya karşı kayıtsız kalamazdık. Dernek olarak bir yardım kampanyası başlattık." dedi.

İlk etapta acil yardımların götürülebilmesi için yardımseverlerden nakit yardım talep ettiklerini belirten Özkara, ilerleyen günlerde gönüllü sağlık ekibinin Gazze'ye gideceğini dile getirdi. Oradaki şartlara göre tedavileri gerçekleştirecek olan sağlık ekibinin bazı yaralıları da Türkiye'ye getireceğine işaret etti. Özkara, "İlk etapta o insanların yaralarının sarılması, acılarının paylaşılması için milletimizin civanmertliğini göstermesini istiyoruz." dedi.

Yardım etmek isteyenlerin 24 saat boyunca derneğin "216 521 80 80" telefonundan ve www.kimseyokmu.org adlı internet sitesinden bilgi alabileceğini söyleyen Mehmet Özkara, "Kampanyamızın gidişatı ile ilgili 26 ilde bulunan şubelerimizden de bilgi alınabilir. Değişik bankalardaki hesap numaralarına para yatırabilir veya PTT şubeleri vasıtasıyla yardımlarını gönderebilir vatandaşlarımız. Avea ve Vodafone hatlarından 'Filistin' yazıp 5777'ye de SMS atarak yardım kampanyasına iştirak edebilirler. Filistinli kardeşlerimizin, o masum insanların, hiç bir günahı olmayan o insanların bir daha yarasını saralım Acılarını paylaşalım. Gün o insanlara el uzatma, yardım etme günüdür." şeklinde konuştu.


(CİHAN)





Daha fazla söze gerek yok sanırım...

 
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/8/2008 - Anne olmak ya da olmamak...

Kategori: Karalamalar

Kuzenimin kızı Su ile zaman geçiriyorum bu aralar. İnanılmaz şeker bir kız henüz 3.5 aylık, insan onun o mis kokusunu ciğerlerine doldurunca ruhunu tüm günahlardan  arınmış  hissediyor. 

Canan  gibi bir şey o annesinin gözünde;  gözünden sakındığı, öpmeye koklamaya doyamadığı... 

Belki asıl aşk budur hani bir askerin vatanına, bir kulun Yaradan'ına duyduğu aşk gibi...

Onu severken sormadan edemiyorsunuz tabii içinizden " Acaba benimde böyle bir çocuğum olur mu ilerde? " diye.

İşte o zaman bir anlığına sanki tüm organlarınız kısa bir mola veriyor ve sizi sizle başbaşa bırakıyor, düşünmeye başlıyorsunuz içinizdeki sessizlikle;
-olur neden olmasın?
-ya olmazsa?
-bu devirde bebekte neymiş?
fln diye...

Ama düşünce dehlizinde biraz daha ilerleyince aslında anne olmanın pek çok fedakârlık gerektirdiği anlaşılıyor. 

Anne olunca;
   eskisi gibi dışarıda rahat vakit geçiremezsiniz...
   geceleri rahat uyuyamazsınız...
   rahatça yemek yiyemezsiniz...
   rahat rahat ölemezsiniz bile...

Hayatınızda rahatlık kavramı kalmamıştır artık. Çünkü ağacın en tepesinde, kurduğunuz yuvanızda bırakın uçmayı henüz tüyleri bile çıkmamış (-ki o tüyler sizin gözünüzde hiçbir zaman çıkmayacak) yavrunuz beklemektedir. Onu doyurmak, büyütmek uçacağı güne kadar muhafaza etmek, uçmayı öğretmek, uçtuktan sonra da uzun uzun " Acaba düşer mi? " korkusuyla ondan gözlerinizi ayırmamak gibi işleriniz vardır.

Rahat rahat ölemezsiniz bile dedim ya artık ölemezsiniz bile evet. Çünkü sizin ölmeniz Dünya'da ki en çirkin olaydır artık. Siz bir annesinizdir büyütmeniz gereken bir çocuğunuz, ilerde sevmeniz gereken torunlarınız vardır. Çocuğunuzun gözünde bu böyledir. O torunu kucağınıza almadığınız sürece ne zaman ölseniz erkendir. Ve ne zaman sizi hatırlasa içi burkulacaktır. Kaç yaşında olursa olsun o evlada bu acıyı yaşatmak çok insafsızcadır. Anne olmadan önce bunu bilmek, buna göre davranmak gerekmektedir...

" ...Denizaltı sessiz 
Denizaltı berrak
Sanki bir annenin
İçi gibi ıslak

Oysa yeryüzü karışık
İnsanlar buna alışık... "  Masum



 Dilek Ç.

   
  

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/8/2008 - Kayıp Hayat Takibinde...

Kategori: Karalamalar

Kayıp Hayat Takibinde


 

Hayatımı kaybettim dün gece

Sanki hayat bir zamanlar elimdeymiş gibi

 

Kalanlara baş sağlığı, gidene rahmet

Tüm bu tantana bundan ibaret

 

"Nasıl bilirdiniz?" sualine "iyi" yanıtı yeterli mi?

Ya da gerçekten iyi biri olup olmadığım bilinebilir mi?

Göreceli kavramlar ardına gizleniyorum

 

Sadece susuyorum ve hareketsizim ama kalbim hâlâ sıcak

Buz kalplere inat edercesine direniyor soğumamaya

 

Fazla uzağa kaçmış olamaz ruhum diyorum

Birazdan çıkar bir şarkının ya da ne bileyim bir şiirin ardından

Ayrı kalmak güç ama ayrılıkta hayatta artık

 

Toprak üstünde de çürür bu beden

Aynı yaşarken ölünebileceği gibi

 

Dirilerde gömülür diyorum

Bir gün ayağına bağlı bir taşla kendini toprağın derinliklerinde buluverirsin

Bu en büyük intihar olmalı

 

Zorlamak mantıksız

Gözleriniz suya aç çiçekler gibi kurumuş

Ağlayamazsınız, rol yeteneğinizde yok

 

Şimdi ne istiyorum, neler istiyorum bilmiyorum

Ölü çiçekler yoldaş olmaz ölü bedenime

Dualar da yararsız bu saatten sonra

 

En iyisi siz bana biraz hiçlik getirin

Ve gidin her zaman yaptığınız gibi...

 


 

Dilek Ç.

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/6/2008 - Büyüdük ve kaybettik...

Kategori: Karalamalar

Çocuktuk...

 

Herşey elimizdeydi. Dünya parmaklarımızın ucundaydı adeta...

 

Bir doktor, avukat, öğretmen ya da ne bileyim mühendis olabilirdik.

 

Zaman yavaşça hayallerimizi çaldı bizden. Gizlice. Hiç hissetmedik belki ilk başlarda fakat geriye dönüp baktığımızda, zamanla nasılda kısıtlanmış olduğumuzu fark ettik...

 

Büyümüştük artık bir doktor, avukat ya da öğretmen olamayacaktık...

 

İmkansız değildi belki ama zaman bizi kandırıp önce hayallerimizi sonra umutlarımızı çalmıştı...

 

Umutlarda çalındıktan sonra artık herşey imkansızlaştı...

 

Ne akıtılan gözyaşları, ne de üstümüze üstümüze yağan yağmur temizdi artık ruhlarımızı...

 

Bedenen genç olsakta, ruhumuz " 35 yaş " şiirini okuyalı çok olmuştu...

 

Yokuşu bırakmış artık düz yolda nefes nefeseydi ruhumuz...

 

Ölümün yakınlığındandır belki bunca tantana dedik...

 

Belki de yeni bir başlangıç bekliyordu hayat bizden yana...

 

Bizim tarafımızdan açılmış yeni bir pencere...

 

Yeni bir bakış açısı...

 

Düşündük... Düşünüyoruz...

 

Ne dersiniz?

 

Zor olmasa gerek...

 

 

Dilek Ç.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/6/2008 - En çok Türkler okuyor!

Kategori: Karalamalar

En çok Türkler okuyor!

 
A.A.
En çok Türkler okuyor!
Türkiye'de gazete satışları düşük deniliyor. Ama gazete okumaya en çok zaman ayıran ulus Türkler. Nasıl oluyor da oluyor? İşte şaşırtan hesap. Meğer gazeteyi alan didik didik ediyormuş...

Türklerin, günde 74 dakikayla gazete okumaya en çok zaman ayıran ulus olduğu bildirildi.

İsveç'in Göteborg kentinde toplanan Dünya Gazeteler Birliğinin (AMJ) yayımladığı "Rakamlarla Dünya Basını" raporuna göre, dünyada her gün 532 milyon adet gazete basılıyor ve satılıyor. Bu, ücretsiz gazetelerle birlikte 573 milyonu geçiyor.

Dünyadaki gazete sayısının 11 bin 926 olduğunu belirten AMJ raporunda, gazeteleri her gün ortalama 1,7 milyar insanın okuduğunu kaydediyor.

232 ülkede gazete yayımlandığı belirtilen rapora göre, Japonlar, bin kişiye düşen 624 günlük gazeteyle dünyanın en çok gazete okuyan milleti olmayı sürdürüyor. Japonya'yı, bin kişide 580 gazeteyle Norveç, bin kişide 503 gazeteyle Finlandiya ve bin kişide 449'ar gazeteyle İsveç ve Singapur izliyor.

Günde 74 dakikayla gazete okumaya en çok zaman ayıran Türkleri, 54 dakikayla Belçikalılar, ortalama 48'er dakika ile Finler ve Çinliler izliyor.

 

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/9078652.asp?gid=229&sz=48445

 

 

 

 

"Günde 74 dakikayla gazete okumaya en çok zaman ayıran Türkler... "

 

74 dakika mı? Heceleyerek mi okuyoruz...

 

Günün 24 saatinin; 8 saatini uykumuza, 8 - 12 saatini işimize geri kalan sürenin BÜYÜK bir kısmını trafiğe ayırdığımız göz önünde bulundurulursa geri kalan zamancığın hemen hemen 1 saatini gazete okumaya ayırmak büyük bir başarı...

 

Ayrıca aklıma takılan bir takım sorularda yok değil...

 

Türkiye'de öyle büyük derecede gazete satışları olduğunu sanmıyorum. ( -ki alınan pek çok gazete okunmaz dahi kimi gazeteler okunur, kimisi kullanılır ) Bu kadar gazete satışı olmamasına rağmen millet günde 74 dakikasını gazete okumaya ayırıyorsa aynı gazeteyi hergün mü okuyor bu millet? Sadece gazetedeki resimlere bakmak okuma süresine dahil mi?

 

Ama yok siz bu gazete mevzusuna spor gazetelerinide dahil ederseniz o zaman iş değişir işte...

 

O konuda  kimse elimize su dökemez evelAllah...  

 

Değinmek istediğim bir husus daha var.

 

Türkler okuyor, Türkiye okuyor diyorsunuz ama bu okuma konusunda Türkiye'nin doğusu - batısı bir mi ?

 

Doğuda henüz kitap yüzü görmemiş, okuma yazmadan bir haber insanlar var bu gizlenemez. Siz önce onlara okuma yazma öğretin sonra TÜRKİYE OKUYOR (!) deyin. Biz okuyan bir milletiz diye kasım kasım kasılın.

 

Olmasın yalan...

 

Dilek Ç. 


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

İnsan sevebildiği kadar insandır...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
yorumyap
alternatifblog
atakan yusufoğlu
00emre00
talarceo
hps1
yukseksadakatfan
ecininyenidunyasi
sevimlitirtil
hatiralarlaben